Kategoriler
Sağlık

Rahim ağzı kanseri tanısı ve tedavisi


Dünyada her yıl 500 bin kadın, önlenebilir hastalıklar kategorisinde yer alan rahim ağzı kanserine yakalanıyor. Gelişmiş ülkelerde uygulanan tarama programları sayesinde bu hastalık erken evrede kolaylıkla saptanabiliyor. Bu yazımızda rahim ağzı kanseri tanısı ve tedavisi hakkındaki son gelişmeleri sizlerle paylaşıyoruz.

Rahim ağzı kanseri tanısı ve tedavisi

Kadın kanserleri arasında yer alan rahim ağzı kanseri, dünyada önlenebilir hastalıklar arasında yer alıyor. Bunun için kadınların düzenli sağlık kontrollerinin yanı sıra en az üç yılda bir PAP smear testi ya da beş yılda bir HPV DNA ile birlikte PAP smear testi yaptırması gerekiyor. Ayrıca hastalığa yol açtığı belirlenen HPV virüsüne karşı geliştirilmiş bir aşı da bulunuyor. ABD, İtalya, İngiltere, Kanada, İspanya, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi ülkelerde bu aşı, genel aşı takviminde yer alıyor.

Her yıl dünya genelinde 500 bin kadına serviks yani rahim ağzı kanseri tanısı konuluyor. Gelişmiş ülkelerdeki tarama programları sayesinde hastalığın görülme sıklığı ve ölüm oranlarının azalması ise iyi haber. Rahim ağzı kanserinin nedeni HPV enfeksiyonu olarak kabul ediliyor. Hastalık erken dönemde belirti göstermeyebiliyor. İlerleyen dönemlerde kötü kokulu kanama, cinsel ilişki sonrası vajinal kanlı akıntı, adet döneminin ağrılı ve uzun olması, idrarda zorlanma ve yanma, kanlı idrar, kabızlık, kasık ve bel ağrısı, halsizlik, kemik ağrısı, kilo kaybı gibi belirtiler ortaya çıkabiliyor. Tanıda altın standart servikal dokudan alınan örneğin değerlendirilmesi yani PAP smear testi! Biyopsinin hangi durumlarda yapılması gerektiğinin kararı da bu testin sonucuna göre veriliyor. Tanının ardından hastalığın yayılımını görmek için pelvik muayene, sistoskopi (mesane ve üretrayı incelemek için yapılan görüntüleme) ve proktoskopi (rektumun, endoskopi cihazı ile ayrıntılı olarak incelenmesi) gibi yöntemlere başvuruluyor.


Metastaz yapabiliyor

Tedaviye başlanmadan önce hastalığın evresinin iyi saptanması gerekiyor. Çoğu hastada cerrahi ve radyoterapi birlikte uygulanıyor. Sınırlı bölgede kalan bir tümör için o bölge cerrahi olarak tamamen çıkarılabiliyor ve lokal radyoterapi verilebiliyor. Radyasyon tedavisi alan hastalar genellikle düşük dozda kemoterapi de alabiliyor. Bu, radyoterapinin etkisini güçlendiriyor. Çünkü rahim ağzı kanseri ; uterus, vajina, vulva gibi yakın dokulara metastaz yapabiliyor. Öte yandan lenfatik yayılımla uzak organlara da yayılabiliyor. Nüks oranı yüzde 30 olan bu hastalık, çocuk sahibi olmayı isteyen hastalarda erken evrede saptanırsa organ koruyucu cerrahi işlem, kanserli dokuyu da içine alacak şekilde uygulanıyor.

Aşı ne zaman yapılmalı?

Rahim ağzı kanserine yol açtığı  belirlenen HPV’nin 15 tipi bulunuyor. Bunlardan en çok 16 ve 18 numaralı tipleri kansere neden oluyor. Öyle ki Tip 18’in tüm rahim ağzı kanserlerinin yüzde 70’inden sorumlu olduğu belirtiliyor. Bu kanser türüne karşı geliştirilen aşıların ise üç farklı türü bulunuyor. İkili aşı sadece Tip 16 ve 18’e karşı korurken, kısa bir süre sonra Türkiye’ye gelmesi beklenen dokuzlu aşının koruma oranı yüzde 95’e çıkıyor. HPV aşısı 9-25 yaş arasında yapılabilse de en ideal yaş aralığının 11-12 olduğu söyleniyor.