Kategoriler
Beslenme

Hangi besinin sindirimi nerede gerçekleşir?


Canlıların hayatlarını sürdürebilmeleri için beslenmeleri gerekir. Gereken maddeleri vücutlarına ya da hücrelerine almalarına beslenme denir. Beslenme sırasından dışarıdan alınan maddelere ise besin denir. Besinler, organik besinler ve organik olmayan besinler olarak ikiye ayrılırlar.

Ototrof canlılar, dışarıdan yalnızca organik olmayan besinler alırlar. Aldıkları organik olmayan maddelerden, yaşamları amaçlı gereken organik maddeleri fotosentez ya da kemosentezle kendileri yaparlar. Bu sebeple sindirici sistemleri yoktur. Heterotrof olan canlılar hem organik olmayan, hem de organik besinleri hazırlıklı biçimde alırlar. Dışarıdan edinilen kocaman parça parça besinlerin ağız, mide ve az da olsa ince bağırsaklarda fizyolojik biçimde daha minik parçalara ayrılmasına mekanik sindirim denir. Edinilen kocaman moleküllü besinlerin enzimler sayesinde, daha küçük moleküllere parçalanması olayına ise kimyevi sindirim denir.

Karbonhidrat, protein ve yağların sindirimi

Karbonhidratların kana geçebilmesi için sindirim organlarında en küçük yapı birimi olan glikoz, fruktoz, galaktoz, riboz ve deoksiriboz monomerlerine kadar parçalanmaları gerekir. Karbonhidratların sindirimi ağızda başlamaktadır. Besin ağızda çiğnenirken tükürükteki amilaz enzimi, nişasta ve glikojen molekülündeki bağları koparır. Onları daha küçük parçalara ve maltoza ayırır. Karbonhidratlar mideden hiçbir kimyasal değişikliğe uğramadan oniki parmak bağırsağına gelir. Besin bağırsağa girdiğinde, bağırsak hücrelerinden pankreası uyaran bir hormon salgılanır. Bu hormon, pankreastan öz suların salgılanmasını sağlar. Pankreas öz sularındaki enzimler ağızda tam olarak parçalanmayan karbonhidratları disakkaritlere kadar parçalar. Disakkaritlerin sindirimini sağlayan enzimler ise bağırsak öz suyunda bulunur. Bu enzimler ise disakkaritleri monosakkaritlere parçalar. Böylelikle karbonhidratların sindirimi tamamlanmış olur. İnsanda selüloz sindirici enzim üretilmediği için selüloz kalın bağırsaktan dışkı olarak atılır.


Proteinlerin sindirimi midemizde başlar. Mideye besin geldiğinde salgılanan gastrin hormonu HCl salgısını uyarır. Midenin kendi kendini sindirmesi üç yolla engellenmektedir. Asit ve enzim salgısı hormon kontrolündedir ve enzim pasif olarak salgılanır. Bu durumda besin geldiğinde aktifleştirilir. Midedeki mukus mide hücrelerini asitten ve enzimden korur. Midede oluşan polipeptit ince bağırsağa geçer. Mideden asit ve besin geldiğinde ince bağırsaktan salgılanan sekretin hormonu pankreas öz suyu salgılatır. Pankreas öz suyundaki pasif tripsinojen ve kimotripsinojen, ince bağırsaktaki enterokinaz enzimi ile aktifleştirilir.

Yağların ince bağırsaktan emilebilmesi için yağ asitleri ve gliserine kadar parçalanmaları gerekir. Yağlar, safra tuzlarının ve pankreastan salgılanan lipaz enziminin etkisiyle ince bağırsakta yağ asidi ve gliserole ayrılır. Safra tuzları, yağ damlalarının yüzeyini artırararak lipaz enziminin etkisini kolaylaştırır. Oluşan sindirim ürünleri, tekrar hidroliz edilemeyecek kadar basit moleküller olduklarından hücre zarından geçebilirler, hücrelerde yapı maddesi olarak veya vücudun enerji ihtiyacının karşılanmasında kullanılabilirler.

Canlılar hayatları için gerekli olan enerjiyi besinlerden sağlar. Besinlerdeki enerjiyi elde edebilmek için o besinleri küçük parçalara ayırıp hücre içine almamız gerekir. Küçük parçalara ayrılan besinler mitokondri de oksijenle yakıldıktan sonra içlerindeki enerji kullanılabilir hale gelirler. Karbonhidratlar glikoz halinde hücre içine girerler, proteinler amino asit halinde hücre içine girerler ve yağlar yağ asidi ve gliserol halinde hücre içine girerler. Asıl enerji kaynaklarımız karbonhidratlardır. Su, mineraller ve vitaminler sindirime uğramadan kana geçerler.

Karbonhidratların sindirimi ağızda başlayarak ince bağırsakta sona ermektedir. Proteinlerin sindirimi ise midede başlayarak ince bağırsakta sona ermektedir ve yağların sindirimi de ince bağırsakta başlayarak ince bağırsakta sona ermektedir. İnce bağırsakta sindirilmiş olan besinler hücrelere aktarılmak üzere kana geçer bu olaya emilim denir. Sindirim artıkları kalın bağırsağa aktarılır orada suyun, minerallerin ve vitaminin emilimi gerçekleşir. Kalanlar ise anüse aktarılır ve buradan da vücut dışına atılır.